Göreme’de Yaşanan Acı Olay
29 Ekim 2026 tarihinde Nevşehir’in Göreme beldesinde, Göreme Açık Hava Müzesi girişine yakın bir noktada bulunan peri bacasından kopan kaya parçaları ziyaretçilerin bulunduğu alana düştü. Güncel haber akışında olay sonucunda üç kişinin yaşamını yitirdiği ve beş kişinin yaralandığı bildirildi. Yaşamını yitirenlerin ailelerine ve yakınlarına başsağlığı, yaralananlara acil şifalar diliyoruz.
Nevşehir Valiliğinin kamuoyuna yansıyan ilk değerlendirmesinde olayın, bölgede etkili olan aşırı yağışın ardından meydana gelen toprak kayması ve kaya düşmesiyle ilişkili olduğu açıklandı. Adalet Bakanlığı ise olayla ilgili adli soruşturma başlatıldığını duyurdu. Bakanlığın arama kurtarma çalışmaları sürerken yayımlanan ilk açıklamasında iki can kaybı ve beş yaralı bildirilmiş, ilerleyen saatlerde can kaybının üçe yükseldiği aktarılmıştır.
Burada önemli bir ayrım yapmak gerekir: Aşırı yağışın olayı tetiklediğinin açıklanması, kaya kütlesindeki bütün zayıflıkların yalnızca yağmur nedeniyle meydana geldiği anlamına gelmez. Bir kaya bloğunun kopabilmesi için çoğunlukla uzun zamandır devam eden aşınma, çatlak gelişimi, dayanım kaybı ve geometrik dengesizlik gibi süreçlerin belirli bir seviyeye ulaşması gerekir. Yağış ise daha önce oluşmuş bu zayıflıkları harekete geçiren son etken olabilir.
İlk Açıklama ile Nihai Teknik Sonuç Aynı Şey Değildir
Olayın bütün nedenleri ancak ayrıntılı arazi incelemeleri, kaya mekaniği ölçümleri, çatlak analizleri, geçmiş görüntülerin karşılaştırılması ve gerektiğinde laboratuvar deneyleri tamamlandıktan sonra kesinleştirilebilir. Bu nedenle bu yazı, devam eden adli ve idari incelemenin yerine geçen bir bilirkişi raporu değildir.
Kamuoyuna yapılan ilk açıklama, acil durum yönetimi sırasında gözlenen olay zincirini tarif eder. Nihai teknik inceleme ise kopma yüzeyinin biçimini, kayanın mineralojisini ve dayanımını, çatlakların yönünü, yağışın süresini, yüzey suyunun güzergâhını ve alandaki önceki müdahaleleri birlikte değerlendirir. Bilimsel olarak güvenilir sonuç, bu verilerin aynı model içinde incelenmesiyle elde edilir.
Peri Bacaları Nasıl Oluşur?
Kapadokya’nın ünlü peri bacaları, tek parça ve her noktası aynı dayanımda olan kaya sütunları değildir. Bölgenin jeolojik yapısı; farklı dönemlerde biriken tüf, tüfit, ignimbirit, volkanik kül, lahar ve çeşitli tortul seviyelerden oluşur. Bu kayaçların bazıları oldukça yumuşak ve gözenekliyken bazı seviyeler daha sert ve aşınmaya karşı daha dayanıklıdır.
Yağmur suları, yüzeysel akış, akarsular, sıcaklık değişimleri ve diğer ayrışma süreçleri yumuşak tabakaları daha hızlı aşındırır. Üstte kalan daha dayanıklı kaya parçası ise altındaki malzemeyi bir süre korur. Böylece şapkalı bir sütuna benzeyen peri bacası ortaya çıkar.
Kapadokya araştırmaları, peri bacalarının gelişiminde ignimbiritlerin kaynaşma derecesinin, tabaka kalınlığının, topografik eğimin ve yerel erozyon koşullarının önemli olduğunu göstermektedir. UNESCO da Göreme Vadisi ve çevresini erozyonla şekillenmiş volkanik bir peyzaj olarak tanımlar. Bölge, kaya oyma kiliseleri ve tarihî yerleşimleriyle birlikte 1985 yılından beri UNESCO Dünya Mirası Listesi’ndedir.
Peri Bacalarının Oluşmasını Sağlayan Süreç Neden Yıkıma da Yol Açar?
Peri bacalarını meydana getiren aşınma süreci hiçbir zaman tamamen sona ermez. Başka bir ifadeyle peri bacaları, tamamlanmış ve artık değişmeyen yapılar değildir. Yüzeyleri aşınır, gövdeleri incelir, çatlakları genişler, şapkaları düşebilir ve sonunda yapının bir bölümü ya da tamamı yıkılabilir.
Başlangıçta koruyucu görev yapan sert şapka kayası, altındaki yumuşak gövde daraldıkça ağır bir çıkıntıya dönüşebilir. Şapkanın ağırlık merkezi destek alanının dışına yaklaştığında küçük bir dayanım kaybı bile devrilme veya blok kopması için yeterli olabilir. Bu nedenle oluşum ve yıkım, aynı uzun jeomorfolojik döngünün farklı aşamalarıdır.
Tüfün Gözenekli ve Suya Duyarlı Yapısı
Kapadokya tüfleri hafif, gözenekli ve bazı seviyelerde oldukça düşük dayanımlı olabilir. Gözeneklilik, kayanın içinde çok sayıda küçük boşluk bulunması anlamına gelir. Bu boşluklar kayanın su almasına ve atmosfer koşullarından daha kolay etkilenmesine neden olabilir.
Topal ve Doyuran tarafından yapılan mühendislik jeolojisi araştırmasında incelenen Kapadokya tüflerinin orta derecede zayıftan çok zayıfa kadar değişebildiği, yüksek gözeneklilik gösterdiği ve neme bağlı dayanım kaybının dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir. Kuru halde kendi ağırlığını taşıyabilen zayıf bir kaya seviyesi, su aldığında daha düşük dayanım gösterebilir.
Su, kaya içindeki gözeneklere ve çatlaklara ulaştığında taneler arasındaki bağları zayıflatabilir. Bu nedenle uzun süreli veya şiddetli yağışlar, özellikle önceden ayrışmış kaya kütlelerinde önemli bir tetikleyici olabilir.
Aşırı Yağış ve Yüzeysel Su Akışı
Yağmur yalnızca kaya yüzeyini ıslatmaz. Eğimin yüksek olduğu alanlarda yüzeyden hızla akan su, peri bacasının tabanındaki veya çevresindeki daha zayıf malzemeleri aşındırabilir. Gövdenin alt kısmındaki malzeme uzaklaştıkça üstteki kaya bölümü destek kaybedebilir.
Kapadokya’da gerçekleştirilen arazi ölçümleri, erozyon miktarıyla meteorolojik koşullar arasında ilişki bulunduğunu ve özellikle yağışın yüzey aşınmasını artırabildiğini göstermektedir. Yağışın etkisi yalnız olay anıyla sınırlı değildir; önceki gün ve haftalarda kayanın aldığı su da değerlendirilmelidir.
- Yumuşak tüf seviyelerinin aşınmasını hızlandırabilir.
- Çatlaklara girerek kayanın dayanımını azaltabilir.
- Yamaçtaki gevşek malzemeleri harekete geçirebilir.
- Kaya bloğunun tabanındaki desteği azaltabilir.
- Su yollarını değiştirerek daha önce kuru kalan bölümleri ıslatabilir.
- Toprak kayması veya çamur akması oluşturarak kaya kütlesini alttan etkileyebilir.
Islanma–Kuruma ve Donma–Çözülme Döngüleri
Kaya yüzeyi yağışla ıslanır, hava açtığında tekrar kurur. Bu süreç çok sayıda tekrarlandığında kaya içindeki mineraller ve taneler arasındaki bağlar zarar görebilir. Benzer şekilde çatlaklara giren su donduğunda hacmi artar; sıcaklık yükseldiğinde yeniden çözülür. Tekrarlanan donma–çözülme döngüleri çatlakların zamanla genişlemesine katkıda bulunabilir.
Kapadokya tüfleri üzerinde yapılan deneylerde ıslanma–kuruma, donma–çözülme ve tuz kristalleşmesi gibi süreçlerin kayanın uzun süreli dayanıklılığını olumsuz etkileyebildiği belirlenmiştir. Ergüler’in arazi ve laboratuvar çalışmaları da ayrışma hızının kaya bileşimine, iklime, topoğrafyaya ve çevresel koşullara bağlı olduğunu göstermektedir.
Kaya İçindeki Çatlaklar Neden Önemlidir?
Bir kaya kütlesinin dışarıdan sağlam görünmesi, iç kısmında önemli çatlaklar bulunmadığı anlamına gelmez. Jeolojide çatlaklar, tabaka sınırları ve benzeri zayıflık yüzeyleri süreksizlik olarak değerlendirilir. Bu yüzeyler kaya kütlesini ayrı bloklara bölebilir.
Birbirini kesen iki veya daha fazla çatlak, zaman içinde ana kaya kütlesinden kopabilecek bir blok oluşturabilir. Çatlakların yönü, açıklığı, uzunluğu, içindeki dolgu malzemesi ve eğime göre konumu kaya düşmesi riskini doğrudan etkiler.
Kapadokya üzerine yapılan kaya düşmesi araştırmalarında süreksizliklerin yönü ve birbirleriyle kesişiminin kopacak blokların büyüklüğünü ve hareket türünü etkilediği belirtilmektedir. Bazı bloklar doğrudan düşerken bazıları devrilerek, sıçrayarak veya yuvarlanarak ilerleyebilir.
Sert ve Yumuşak Tabakaların Birlikte Bulunması
Kapadokya’da daha dayanıklı bir kaya seviyesi, daha zayıf tüflerin üzerinde bulunabilir. Alttaki yumuşak birim daha hızlı aşındığında üstteki sert kaya çıkıntı halinde kalır. Zamanla bu çıkıntının altında yeterli destek kalmazsa kaya bloğu kopabilir.
Avanos, Zelve ve Çavuşin çevresindeki araştırmalar, dayanıklı üst seviyelerle daha düşük dayanımlı alt seviyeler arasındaki farkın ciddi kaya düşmelerine neden olabildiğini göstermektedir. Turizm faaliyetinin yoğun olduğu bölgelerin kaya düşmesi tehlike haritalarında ayrıca dikkate alınması gerekir.
Topoğrafya ve Kayanın Düşme Güzergâhı
Tehlike yalnızca kayanın kopma ihtimalinden ibaret değildir. Kopan bloğun hangi yöne hareket edeceği, ne kadar hızlanacağı ve nerede duracağı da değerlendirilmelidir. Kaya bloğu serbest düşebilir, zemine çarparak sıçrayabilir, yuvarlanabilir, bir engele çarpıp yön değiştirebilir veya daha küçük parçalara ayrılabilir.
Bu nedenle güvenli mesafe yalnızca peri bacasının yüksekliği dikkate alınarak belirlenemez. Eğimin biçimi, kaya boyutu, zeminin sertliği ve yüzey pürüzlülüğü düşme mesafesini değiştirebilir. Nevşehir İl Afet Risk Azaltma Planı da bölgede çatlaklar boyunca blok kayması, devrilme ve kaya düşmesi gelişebileceğine dikkat çeker.
Yağmur Peri Bacasını Tek Başına mı Yıktı?
Bilimsel açıdan en doğru cevap şudur: Yağmur önemli bir tetikleyici olabilir; fakat kaya kütlesinin neden o anda ve o noktadan koptuğunu belirlemek için daha ayrıntılı inceleme gerekir.
Hazırlayıcı etkenler; uzun sürede gelişen aşınma, çatlaklar, dayanım kaybı, gövdenin incelmesi ve taban desteğinin azalmasıdır. Tetikleyici etkenler ise şiddetli yağış, kar erimesi, donma–çözülme, deprem, titreşim veya çatlağın kritik genişliğe ulaşması gibi kopmayı başlatan son etkileri kapsar.
Göreme’deki olay için aşırı yağışın tetikleyici olduğu yönünde resmî bir ilk değerlendirme bulunmaktadır. Ancak çatlağın ne kadar süredir geliştiği, kayanın önceden ne ölçüde ayrıştığı, yüzey ve yer altı su yollarının nasıl çalıştığı teknik araştırma sonucunda belirlenebilir. Bu nedenle sağlam bir kayanın yalnız o günkü yağmurla aniden çöktüğü şeklindeki anlatım bilimsel süreci tam olarak karşılamaz.
Çökme, Heyelan ve Kaya Düşmesi Arasındaki Fark
Günlük dilde çökme olarak tanımlanan olaylar teknik olarak farklı hareket türlerinden oluşabilir. Kaya düşmesi, bir kaya bloğunun dik veya çok eğimli yüzeyden koparak düşmesi, sıçraması ya da yuvarlanmasıdır. Heyelan, toprak veya kaya kütlesinin belirli bir kayma yüzeyi boyunca topluca hareketidir. Çökme ise bir boşluğun tavanının veya taşıyıcı bölümün aşağı hareketi için kullanılabilir.
Göreme’de kamuoyuna yapılan ilk açıklamada aşırı yağışın neden olduğu toprak kayması sonucunda kaya düşmesi meydana geldiği belirtilmiştir. Bu ifade, olayda birden fazla hareket mekanizmasının birbirini takip etmiş olabileceğini düşündürür. Kesin sınıflandırma için kopma yüzeyinin ve düşen malzemenin yerinde incelenmesi gerekir.
Olayın Depremle İlgisi Var mı?
Mevcut ilk açıklamalarda olayın bir deprem tarafından tetiklendiğine ilişkin bilgi bulunmamaktadır. Bu nedenle elde bilimsel kanıt olmadan çöküşü depremle ilişkilendirmek doğru olmaz.
Depremler genel olarak çatlaklı kaya kütlelerinde kaya düşmesini tetikleyebilir. Ancak her kaya düşmesi depremden kaynaklanmaz. Kapadokya’da yağış, doğal aşınma, donma–çözülme, süreksizlikler ve tüflerin düşük dayanımı tek başına veya birlikte etkili olabilir.
Diğer Peri Bacaları da Çökebilir mi?
Bütün peri bacalarının aynı anda veya aynı seviyede tehlikeli olduğunu söylemek doğru değildir. Her yapının kaya türü, gözenekliliği, çatlak sistemi, yüksekliği, eğim üzerindeki konumu, şapka-gövde geometrisi, suya maruz kalma durumu ve yakınındaki insan yoğunluğu birbirinden farklıdır.
2026 yılında yayımlanan güncel çalışmalar, Kapadokya’daki kaya düşmelerinin değerlendirilmesinde arazi gözlemlerinin, insansız hava aracıyla oluşturulan yüksek çözünürlüklü yüzey modellerinin ve üç boyutlu kaya düşmesi analizlerinin birlikte kullanılmasının önemini göstermektedir. Tek bir genel karar yerine her vadinin ve kaya oluşumunun ayrı incelenmesi gerekir.
Bir Peri Bacasının Çökeceği Önceden Anlaşılabilir mi?
Kaya düşmesinin tam gününü ve saatini belirlemek çoğu zaman mümkün değildir. Buna karşılık tehlike göstergeleri tespit edilebilir ve risk azaltılabilir. Yeni veya genişleyen çatlaklar, kaya yüzeyinden sık sık küçük parçalar düşmesi, üst bloğun yana eğilmesi, gövde tabanında oyulma, çatlaklardan su çıkması ve hızlanan yüzey hareketi uzmanlar için uyarı işaretleridir.
Bu belirtilerden biri görüldüğünde ziyaretçilerin kayaya yaklaşmak yerine durumu yetkililere bildirmesi gerekir. Çatlağı incelemek için kaya oluşumuna çıkmak, dokunmak veya altına girmek son derece tehlikelidir.
Kapadokya’da Güvenlik Nasıl Artırılabilir?
Doğal mirası korumak ile ziyaretçi güvenliğini sağlamak birbirinden ayrı hedefler değildir. Turizm güzergâhlarındaki peri bacaları, dik kaya yüzeyleri ve kaya oyma mekânlar düzenli olarak kontrol edilmeli; çatlaklar, düşmüş bloklar, su izleri ve yüzey kayıpları kayıt altına alınmalıdır.
Dron görüntüleri, fotogrametri ve lazer tarama yöntemleriyle hazırlanan üç boyutlu modeller farklı tarihlerde karşılaştırılarak küçük yüzey değişimleri ölçülebilir. Kritik çatlaklara yerleştirilen ölçüm araçları, hareket hızlandığında geçici kapatma veya güvenlik alanını genişletme kararını destekleyebilir.
Yoğun yağış, kar erimesi ve don olaylarından sonra ziyaretçi güzergâhları yeniden kontrol edilmelidir. Risk değerlendirmesinde yalnız kopma noktası değil, kayanın ulaşabileceği alan da modellenmelidir. Yağmur suyu düzenlemeleri ve güçlendirme müdahaleleri ise doğal dokuya zarar vermeden jeoloji, geoteknik ve koruma uzmanlarının ortak çalışmasıyla tasarlanmalıdır.
- Güncel ve konumsal bir kaya tehlikesi envanteri hazırlanmalı.
- Çatlaklar ölçülmeli ve üç boyutlu yüzey modelleri periyodik karşılaştırılmalı.
- Yağış sonrası hızlı saha kontrolü ve gerektiğinde geçici kapatma uygulanmalı.
- Kaya düşmesi güzergâhları ziyaretçi yolları ve bekleme alanlarıyla birlikte modellenmeli.
- Çelik ağ, bulon veya yüzey koruması gibi müdahaleler her yapı için özel projelendirilmeli.
Ziyaretçiler Nelere Dikkat Etmeli?
Kapadokya’yı ziyaret eden kişilerin doğal oluşumlara karşı korku geliştirmesi gerekmez. Fakat doğal kaya alanlarında güvenlik şeritlerini geçmemek, işaretli güzergâhlardan ayrılmamak ve yetkili uyarılarını izlemek gerekir.
- Peri bacalarının ve dik kaya yüzeylerinin hemen altında uzun süre beklemeyin.
- Kaya oluşumlarına izinsiz tırmanmayın.
- Yoğun yağış sırasında ve hemen sonrasında görevlilerin uyarılarını takip edin.
- Küçük kaya parçalarının düştüğünü görürseniz alandan uzaklaşın.
- Yeni veya geniş bir çatlak fark ederseniz dokunmadan yetkililere bildirin.
- Acil bir tehlike gördüğünüzde 112 Acil Çağrı Merkezi’ne haber verin.
Doğal Süreç Olması Önlem Alınamayacağı Anlamına Gelmez
Peri bacalarının aşınması ve zamanla biçim değiştirmesi doğal bir jeolojik süreçtir. Ancak insanların yoğun olarak bulunduğu bir turizm alanında doğal tehlikenin afete dönüşmesini engellemek için risk yönetimi yapılabilir.
Kaya bloğunun düşme ihtimali tehlikeyi, bu bloğun insanlara veya yapılara zarar verme ihtimali ise riski ifade eder. Aynı kaya düşmesi tehlikesi ziyaretçinin bulunmadığı kapalı bir vadide düşük; müze girişi veya yürüyüş yolunun üzerinde ise çok yüksek risk oluşturabilir.
Çözüm bütün kaya oluşumlarını aynı yöntemle yapay olarak güçlendirmek değildir. Tehlikeli blokları belirlemek, hareketleri izlemek, ziyaretçi güzergâhlarını doğru planlamak ve güvenlik mesafelerini bilimsel modellere göre belirlemek önceliklidir.
Kapadokya’nın Korunması Neden Önemlidir?
Kapadokya, doğa ile insanlık tarihinin iç içe geçtiği ender alanlardan biridir. Erozyonun oluşturduğu vadiler ve peri bacaları, insanlar tarafından oyularak yaşam alanlarına, ibadethanelere ve yer altı yerleşimlerine dönüştürülmüştür.
UNESCO, alanın doğal erozyonla birlikte yoğun turizm ve gelişme baskısı karşısında hassas olduğunu açıkça belirtmektedir. Peri bacalarının korunması yalnız turizm açısından değil, dünya çapında benzersiz bir jeolojik ve kültürel mirasın gelecek kuşaklara aktarılması bakımından da önem taşır.
Sonuç: Yağış Tetikleyici Olabilir, Kesin Neden Bilimsel İncelemeyle Belirlenmelidir
Göreme’deki peri bacası çökmesine ilişkin ilk değerlendirme, aşırı yağışın tetiklediği toprak kayması ve kaya düşmesine işaret etmektedir. Bilimsel çalışmalar da Kapadokya tüflerinin yüksek gözeneklilik, düşük dayanım, neme duyarlılık, çatlak sistemleri ve uzun süreli ayrışma nedeniyle kaya düşmesine elverişli koşullar oluşturabildiğini göstermektedir.
Bununla birlikte henüz tamamlanmamış incelemeler üzerinden kesin yargılara varmak veya sorumluluk belirlemek doğru değildir. Çöküşün ayrıntılı mekanizması; kopma yüzeyinin, kaya özelliklerinin, yağış verilerinin, drenaj koşullarının, önceki çatlakların ve alandaki insan faaliyetlerinin birlikte incelenmesiyle anlaşılabilir.
Göreme’de yaşanan olaydan çıkarılması gereken temel ders, doğal mirasın yalnız görsel olarak korunmasının yeterli olmadığıdır. Kaya oluşumlarının davranışı düzenli olarak izlenmeli, yoğun ziyaretçi alanlarında kaya düşmesi risk haritaları hazırlanmalı ve yağış sonrasında hızlı güvenlik kontrolleri uygulanmalıdır.
Sıkça Sorulan Sorular
Peri bacaları neden çöker?
Peri bacaları; doğal erozyon, gövdenin incelmesi, kaya içindeki çatlakların genişlemesi, tüfün su alarak dayanım kaybetmesi, donma–çözülme ve taban desteğinin azalması gibi süreçlerin birlikte etkisiyle çökebilir.
Göreme’deki peri bacası neden çöktü?
Yetkililerin ilk değerlendirmesine göre aşırı yağışın tetiklediği toprak kayması ve kaya düşmesi etkili oldu. Çatlakların, ayrışmanın ve diğer yerel koşulların rolü nihai teknik inceleme sonucunda belirlenebilir.
Yağmur kaya düşmesine nasıl yol açar?
Yağmur suyu gözeneklere ve çatlaklara girerek kayanın dayanımını azaltabilir. Yüzeyden akan su ayrıca peri bacasının tabanındaki yumuşak malzemeyi aşındırabilir.
Kapadokya’daki bütün peri bacaları tehlikeli mi?
Hayır. Her peri bacasının jeolojik yapısı, çatlak sistemi, geometrisi ve çevresel koşulları farklıdır. Tehlike değerlendirmesi her kaya oluşumu için ayrı yapılmalıdır.
Bir peri bacasının ne zaman çökeceği önceden bilinebilir mi?
Kesin gün ve saati belirlemek çoğu zaman mümkün değildir. Ancak çatlakların genişlemesi, küçük kaya düşmeleri, gövdedeki oyulma ve yüzey hareketleri ölçülerek artan tehlike tespit edilebilir.
Peri bacası çökmesi deprem belirtisi midir?
Hayır. Bir peri bacasının çökmesi tek başına deprem belirtisi değildir. Depremler kaya düşmesini tetikleyebilse de yağış, erozyon, çatlaklar ve donma–çözülme gibi çok sayıda başka etken bulunur.
Peri bacaları onarılabilir mi?
Bazı durumlarda güçlendirme ve koruma çalışmaları yapılabilir. Kullanılacak yöntem kaya yapısına, çatlaklara ve doğal mirasın korunması gerekliliklerine göre uzmanlarca belirlenmelidir.
Çökme ile kaya düşmesi aynı şey midir?
Tam olarak değildir. Çökme genel bir ifadedir. Kaya düşmesi, bir kaya bloğunun dik yüzeyden koparak düşmesi, sıçraması veya yuvarlanmasıdır.
Yağış bittikten sonra tehlike devam eder mi?
Evet. Su, yağış bittikten sonra da çatlaklar içinde hareket edebilir ve zayıf seviyelere ulaşabilir. Yoğun yağış sonrasındaki saat ve günlerde kontroller sürdürülmelidir.
Ziyaretçiler çatlak görürse ne yapmalı?
Kaya oluşumuna yaklaşmadan güvenli bir alana uzaklaşmalı ve durumu alan görevlilerine bildirmelidir. Acil tehlike varsa 112 Acil Çağrı Merkezi aranmalıdır.
Kapadokya’daki kaya düşmeleri tamamen önlenebilir mi?
Doğal aşınma tamamen durdurulamaz. Ancak tehlikeli blokların tespiti, üç boyutlu izleme, yağış sonrası kontroller ve uygun mühendislik önlemleriyle can ve mal kaybı riski önemli ölçüde azaltılabilir.
Kaynakça ve İleri Okuma
- Adalet Bakanlığı (2026) — Göreme’deki Peribacası Çökmesine İlişkin Soruşturma BaşlatıldıT.C. Adalet Bakanlığı
- Güncel olay kaydı (2026) — Peribacasının Çökme Nedeni Belli Oldu: Hayatını Kaybedenlerin Sayısı 3’e ÇıktıOnedio
- UNESCO — Göreme National Park and the Rock Sites of CappadociaUNESCO World Heritage Centre
- AFAD ve Nevşehir Valiliği — Nevşehir İl Afet Risk Azaltma PlanıAfet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı
- Topal ve Doyuran (1997) — Engineering Geological Properties and Durability Assessment of the Cappadocian TuffEngineering Geology, 47, 175–187
- Topal ve Doyuran (1998) — Analyses of Deterioration of the Cappadocian Tuff, TurkeyEnvironmental Geology, 34, 5–20
- Ergüler (2009) — Field-Based Experimental Determination of the Weathering Rates of the Cappadocian TuffsEngineering Geology, 105, 186–199
- Zorlu ve diğerleri (2011) — Landform Effect on Rockfall and Hazard Mapping in CappadociaEnvironmental Earth Sciences, 62, 1685–1693
- Yılmaz ve diğerleri (2012) — Monitoring of Soil Erosion in Cappadocia RegionEnvironmental Earth Sciences, 66, 75–81
- Sayın ve Toprak (2009) — Kapadokya İgnimbiritlerinde Peribacalarının Gelişimi62. Türkiye Jeoloji Kurultayı
- Dinçer ve diğerleri (2026) — Assessment of Rockfall Hazard for Fairy Chimneys; St. Symeon’s Hermitage ValleyGeoheritage, 18
- Varol ve diğerleri (2026) — Characterization of Rockfalls in Cappadocia Region by Empirical and 3-Dimensional MethodsJournal of Mountain Science
JeoKesit